... bir taze çığlık gibi karıştığım şu insan denizinde ben balıklar oynaşır gibi güneşli kıyılarda ve çocuklar yaşar gibi oyun dünyalarını sevdiğimin yüzü gibi açık ve temiz dost elince sıcak ve güvenilir bir düzenin sevdalısıyım
yaşamak derin ve hızlı yaşamak yiğit ve renkli yaşamak ağlar gibi ilk aşka yaşamak diyorum ey savaşanlar toprakta güler gibi ve savrulur gibi sabah sabah güneşe kuşlar dökülüşür gibi orman göllerine yıldızlar
ve çok tatlı bir sofradan kalkılır gibi ve güzel bir kitabı kapatır gibi koklar gibi kundakta bebek geçmişimizi hızlı bir tirende öpüşür gibi öper gibi ayrılığı alnından gözlerine bakar gibi kalleşin vurur gibi yumruğu başına kahpeliğin ve masmavi bir bahar sabahında çok güzel radyolara çok güzel haberlere çok güzel muştulara uyanır gibi
yaşamak diyorum ey güzel ellerini bulanık sularda dolaştıranlar mutluluk arayanlar onursuz karanlıklarda yaşamak diyorum yaşamak sevişir gibi
herşey çok değişti sonra… birbirlerinin suratına kapanan çağlardan geçtik… birileri öldü, ayrıldı aramızdan ağladık durmadan… eksildik. sonsuzluğa olan inancımıza rağmen ruhlarımız eskisinden çok daha korkar oldu ölümden ölmek sonsuzluğa engel değil ama korkuyoruz işte. yani aşık olmanın o dantelsel, o kaotik büyüsüne göğsünü açanların heyacanı korkuya karşı biraz daha hassastı. anlıyorsun değil mi? bazılarının yaşadığı dünyaya söyleyecek çok şeyi vardır. sahi hâlâ kendini dinlemeden, kimseyi umursamadan yağmur yağdığında sokağa atıyor musun kendini bilmiyorum ama yağmur o günden sonra hep yağdı burada