2 Nisan 2014 Çarşamba

Ahmet ERHAN - Benimle Büyüyenler İçin




























yağmurlar da diner moruk
gökyüzüne bakmayıveririz bir gün
zaten üç damla suyun bir avuç toprakla çarpımından
doğdum ben
bunun için çamura kestim son günlerde
sen hiç bob dylan dinledin mi
hiç dün gece dinledin mi
şarabı rakıyla karıştırıp
saatler moruk saatler... ne olmuş saatlere
kurmayıveririz bir gün
ben parmak hesabıyla bir ömür yaşadım
yükseklik korkusundan başım hiç dik durmadı
iğreniyorum kendimden bile bazan
dünyadan her zaman

kaldırıp yakamı inerim gecenin ayıp yerlerine
eve geç gelen adamların hüznüyle
biz ne kötü yaşadık be moruk
bir kuş kanatlarını dürünce rüzgarsız kalmak gibi
o kadar yalnız, o kadar umutsuzduk
-geçmiş zaman kipi gitmedi burda ama neyse

moruk diyorum artık benimle büyüyenlere...

Ahmet ERHAN - Benimle Büyüyenler İçin
Fotoğraf: söyleyin dağlara rüzgara 

yurdundan sürgün çocuklara 

düşmesin kimse yılgınlığa 

geçit vardır yarınlara 

göç yolları 
göründü bize 
görünür elbet 
göç yolları 
bir gün gelir 
döner tersine 
dönülür elbet 
en büyük silah umut etmek 
yadigar kalsın size 
yolverin kanatlı atlara 
sürgünden dönen çocuklara 
ateşler yakın doruklarda 
geçit vardır yarınlara 
dağılsak da göç yollarında 
yarın bizim bütün dünya 
…
Murathan mungan - göç yolları

söyleyin dağlara rüzgara 


yurdundan sürgün çocuklara 

düşmesin kimse yılgınlığa 

geçit vardır yarınlara

göç yolları
göründü bize
görünür elbet
göç yolları
bir gün gelir
döner tersine
dönülür elbet
en büyük silah umut etmek
yadigar kalsın size
yolverin kanatlı atlara
sürgünden dönen çocuklara
ateşler yakın doruklarda
geçit vardır yarınlara
dağılsak da göç yollarında
yarın bizim bütün dünya

Murathan mungan - göç yolları

26 Şubat 2014 Çarşamba


(D - 1927 - Ö - 26 Şubat 1984)
Saygıyla Anıyoruz




ben işçi çocuğuyum evladım
demiryolu atölyesi işçilerinden
emekli şükrü nün oğluyum
ekmekle doydu karnım
ekmekle avutuldum
... ekmekle korkutuldum

sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da
önce ekmeğe varır elim
çilemin adı benim
ekmek kavgası

hiçbir şey istemedim şu dünyadan kendim için
ne köşk ne araba ne para
tükürmüşsem içine
senin tapındığın o sıfatların
satıyorsam emeğimi yok pahasına
ben işçi çocuğuyum evladım
benim davam başka dava

Hasan Hüseyin Korkmazgil 


 Ünlü ABD'li fotoğrafçı Lewis Wickes Hine (26 Eylül 1874 - 3 Kasım 1940). Sanayi işçileri ve göçmenlerle ilgili fotoğraflarıyla tanınan fotoğraf sanatçısının çekimleri.Ve sevgili Hocam Selah Özakın'ın kendine özgü yorumuyla.


Hasan Hüseyin Korkmazgil'in ''Kızılırmak'' destansı kitabından alıntılanan bir bölüm.

''Birgün çıkıp geldiler - anlamsız yüzlerini ve gülüşlerini - 
tüketimartıklarım üretimorganlarını ve eski külotlarını -
çikletlerini çukulatalarmı getirip bıraktılar - tiklerini mi-
miklerini çiğliklerini - gençkızların düşlerini getirip bırak-
tılar - hergün hergün yeniden getirip bıraktılar - iplerini
oltalarını konservekutularmı - süttozlarmı soyalarını sa-
lemlerini - kısırlıkhaplarını madalyalarını tasmalarını -
bayraklarını bayrakyırtmalarını sövmelerini - anamıza
bacımıza çocuğumuza - en çok önem verdiğimiz şeyle-
rimize - üretimorganlarını ve tüketimartıklarım kullana-
rak - tanrının ve isa'nın ve bizimkilerin izniyle - atlarını
seyislerini çombelerini - tıraşlarını ve dişlerini getirip bı-
raktılar - hergün hergün yeniden getirip bıraktılar - son-
ra güzel güzel anlaşmaları - sonra güzel güzel sözleş-
meleri - sonra güzel güzel paylaşmaları - asılmış-
ların ve asılacakların izniyle - vedurmadan durmadan
baltazar bayramlarını - sonra güzel güzel savaş uçakla-
rını - radarları rampaları atombombalarmı - denizaltı de-
nizüstü birşeylerini - bilinçaltı bilinçüstü herşeylerini -
piekslerini bitekslerini bitpazarlarını - eroinlerini kokain-
lerini getirip bıraktılar - hergün hergün yeniden getirip
bıraktılar- ve sonra çekilip gitmediler gemilerine ve sonra çekilip gitmediler gemilerine ve sonra çekilip gitmediler gemilerine ve artık okadar çok şey getirdiler ki ve artık okadar çok şey getirdiler ki ve artık okadar çok şey getirdiler ki bağımsızlığa yer kalmadı ülkemde

23 Şubat 2014 Pazar

Ben bir hayal simyacısı olmayı sürdüreceğim...


Ben, güçlü olmayı, her hangi bir konumda “iktidar” olmayı, kendi dışında herkese karşı yapılmış bir haksızlık, bir kötülük olarak gören, yaşayan bir insanım. Özellikle de kıstırılmış, çaresizliğe hapsedilmiş, sesi içine akmış insanlara uygulanan bir güç, kastım. Bunda, insana yakışmayan bir küçüklük görürüm. Bu güçten utanırım. Adalet duygusunu yitirmiş bir dünyada, yenikliğin bir erdem olduğunu düşünürüm. Gürültünün inceliği barındırmayacağına ve başkasını sevemeyeceğine inanırım. Haklı bir yenik olmayı, insanın onurlu yaşaması adına, özsaygısını yitirmemesi adına, iyi olabilmek adına çok değerli bir olanak olarak görürüm. Özgürlüğü, kendi dışında herkesin özgürlüğüne eşitlemiş bir insan için, sanırım kala kala bir beşinci mevsime inanmak kalıyor. Öyle bir mevsim yok; belki hiç olmayacak; olsun, ben bir hayal simyacısı olmayı sürdüreceğim....  


Şükrü ERBAŞ

20 Şubat 2014 Perşembe


 
Kosmosta bizden başka düşünen var mı 

Var 
Bize benzer mi 
Bilmiyorum 
Belki bizden güzeldir 
Bizona benzer mesela ama çayırdan nazik 
Belki de akarsuyun şavkına benzer 
Belki çirkindir bizden 
Karıncaya benzer mesela ama traktörden iri 
Belki de kapı gıcırtısına benzer 
Belki ne güzeldir ne de çirkin 
Belki tıpa tıp bize benzer 
Ve yıldızlardan birinde 
Hangisinde bilmiyorum 
Yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz 
Hangi dilde bilmiyorum 
Yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla 
'Tovarish' diyecek 
Ne üs kurmaya geldim yıldızına 
Ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeye 
Kola kola satacak da değilim 
Selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına 
Bedava ekmek bedava karanfil adına 
Mutlu emeklerle mutlu dinlenmeler adına 
'Yarin yanağından gayri her herde her şeyde hep beraber' 
Diyebilmek adına Evlerin Yurtların 
Dünyalıların Ve kosmosun kardeşliği adına... 

 Nazım Hikmet Ran - (Kosmosun Kardeşliği Adına)

17 Şubat 2014 Pazartesi

31) CEMAL SÜREYA - YARIM ADA



Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında


Biz kırıldık daha da kırılırız
Doğudan batıya bütün dünyada
Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer
İki ciğer arasında bağlantı kurar
Büyür, bir gün, zenginleşir orada
Çünkü Ali'yi dirilten iksir de saklı
Hasan'a sunulmuş ağuda,
Granitin de olur bir okyanus diriliği,
Nehirler daha uysal akar,
Bir çiçek nasıl açıyorsa kendiliğinden
Bir kuş nasıl uçuyorsa
Öyle sever, çalışır insan,
Kıraçlar çarptıkça dağlara
Gül göçürür şafağından
Doğanın altın şafağından
İnsanın altın şafağından
Tarihin altın şafağından
Biz kırıldık daha da kırılırız

Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.

Cemal Süreya - YARIM ADA