21 Mart 2016 Pazartesi



















...
her çocuk sonsuz bir şiirdir bizde
sesi bir tutam sevinç
gülüşü bir top ateştir
yanar durur içimizde
bazan ışık olur aydınlatır bizi
bazan yangın olur yakar
yandığımızı söyleyemeyiz
hatalar kana bulanır bir anda
şarkılar susar
nasıl başlar bir ağıt
bilemeyiz

Adnan Yücel

8 Mart 2016 Salı






















8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 
dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. 

Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 
129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde 
Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında 
(Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen 
kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
8 Mart bu nedenle Dünya Emekçi Kadınlar Günü'dür.
Kutlanmaz, anılır!


















Kɑdının gelişimi, bɑğımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. 
İlk olɑrɑk kendisini bir obje değil, bir kişilik olɑrɑk ortɑyɑ koymɑlıdır. 
İkincisi, hɑyɑtını bɑsit, fɑkɑt zengin ve derin kılɑrɑk; kendi bedeni üzerinde 

bɑşkɑlɑrının iddiɑ ettiği tüm hɑklɑrɑ kɑrşı koymɑlı, istemediği sürece 
çocuk yɑpmɑmɑlı, tɑnrının, devletin, kocɑsının, ɑilesinin bir kulu 
olmɑyɑ kɑrşı çıkmɑlıdır. Bu dɑ hɑyɑtın tüm kɑrmɑşıklığını ve özünü 
ɑnlɑmɑyɑ çɑlışɑrɑk, yɑni kendini toplumun fikirlerinden
ve yɑrgılɑrındɑn özgürleştirerek olur. / Emma Goldman

5 Mart 2016 Cumartesi

Rabindranath Tagore / NE ÇIKAR ATEŞ BÖCEĞİ SANSALAR BİZİ...


Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması,
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
Deniz minareleri, midyeler,
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

Sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak,
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.

Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığımı, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem,
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahız biriyle göz göze gelince.

Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak...
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.

O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.


Bir Öpüyorsun Ağzın Şaraplaşıyor

Aç kapını aç - sabahın eri girsin
Bu ıtır kokusunu kaldır yüreğimi dağlıyor
Aç kapını aç - bırak yakamı gideyim
Yeter bunca öptüğün
Bunca sarıldığın yeter
Bir öpüyorsun ağzın şaraplaşıyor
Eriyip kendimi yitiriyorum

Aç kapını aç - bırak yakamı gideyim
Geri ver beni - herşey senin olsun
Senin olsun - özgür kıl yüreğimi

Rabindranath Tagore / NE ÇIKAR ATEŞ BÖCEĞİ SANSALAR BİZİ...

2 Şubat 2016 Salı



DENİZ OLMALI...

Deniz Gezmiş, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi 
Hukuk Fakültesi bahçesinde kız arkadaşı Avniye Anadol ile.

30 Aralık 2015 Çarşamba

Mehmet Güreli - KİMSE BİLMEZ Her kelimesi ayrı bir güzel omer hayyam şiiri, her vurgusu insanı daha bir vuran mehmet güreli şarkısı. pek bir güzeldir. her dinlenişte tüyleri diken diken ediyor...

Mehmet Güreli - KİMSE BİLMEZHer kelimesi ayrı bir güzel omer hayyam şiiri, her vurgusu insanı daha bir vuran mehmet güreli şarkısı. pek bir güzeldir. her dinlenişte tüyleri diken diken ediyor...

Posted by Gazi Çağdaş on 20 Kasım 2015 Cuma