10 Ağustos 2015 Pazartesi

"Biz kaçınılmaz olanız. 

Biz sizin endüstriyel ve sosyal hatalarınızın sonucuyuz. 

Biz sizin yarattığınız toplumdan çıktık. 

Biz devrin başarılı başarısızlıklarıyız, bu rezil medeniyetin belalarıyız. 

Bizler, ahlaksız sosyal seçimin yaratıklarıyız. Biz güçlüler ile karşılaştık. 

Sadece güçlü olanlarımız dayanabildi.

Biz, uygun olanların hayata devam edeceklerine inanıyoruz. 

Siz, maaşlı kölelerinizi kirliliğin içinde ezerek hayatınızı devam ettirdiniz. 

Sizin hâkimiyetinizdeki savaşın kaptanları, kanlı büyük vurgunlarını işçilerinizi köpekler gibi vurarak yaptılar. Böylelikle ayakta kalabildiniz.

Sonuçtan şikâyet etmiyoruz, doğruluğunu kabul ediyoruz ve biz de aynı doğa kanunu içindeyiz. 

Ama şimdi bir soru ortaya çıkıyor; varolan sosyal çevrede hangimiz hayata devam etmeliyiz?"


Jack London

Rıfat ILGAZ - Defneler Ölmez



DEFNELER ÖLMEZ Şimdi Üç Ulu adam bizim de umduğumuz o aydınlık dünyada bir araya geldiler.
Rıfat Ilgaz ,Fikret Otyam, Kemal Bayram Çukurkavaklı.Üç mualif adam .
Kimilerine göre sivri dilli. Kimilerine göre de onurlu ve boyun eğmez.
Bize bu dünyada nasıl yaşanacağını öğrettiler.Fikret Abi de bu gün fırçasını ,kalemini toparladı kalktı göç eyledi . 
Şimdi üçü de bir arada .Neler konuşuyorlar acaba.Yaşarken kimliklerini satanlardan mı söz ediyorlar ? 
Yoksa kimim şerefli kimim şerefsiz olduğundan mı ? belki de hiç önemsemiyorlar ve onlar bu şiiri birlikte söylüyorlar

DEFNELER ÖLMEZ
Bir mevsim var ki üşütür yeşilliğimi
Ben geceyle gündüzü bilirim yılları değil.
Ölümsüzlüğü getirdim kıyılarınıza
Düşlerimde hep uzak denizler... Kıyılar...
Gidemem, bağlıyım toprağıma.

Dalımla yaprağımla, ben
Bir savaş simgesiyim oysa
İnsan kardeşlerimin gözünde!
Utkular düşleyen başlar için
Bir çelenk!

Savaşlar, soykırımlar gördük,
İskenderler, Sezarlar,
Ne atlar kaldı onlardan, ne meydanlar...
Gittiler, yıkılıp birer birer,
Biz kaldık.
En kıraç topraklarda tutunduk,
Biz defneler.

Dal kırılır, yaprak dökülür
Ölür mü acılara katlanmasını bilenler,
Direnenler tüm kırımlara karşı...
Ölmez sevgiden yana olanlar
Defneler ölmez!

Rıfat Ilgaz 

Ataol BEHRAMOĞLU / Ne Yağmur Ne Şiirler



Darağacından Notlar'ı okudun mu? 
Sevgilim 
Seni 
Öpüyorum.

sevgilim, binlerce kilometreye 
yayılan kalbim 
ve gözyaşlarım 
ve her şeye 
yetişme duygusu. 
bütün romanları 
yutarak 
bütün aşkları 
yaşayarak 
ve çağdaş ve sarsak 
kalbimi 
avutamaz 
ne yağmur...
ne şiirler...

Ataol BEHRAMOĞLU  / Ne Yağmur Ne Şiirler

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Simon Rodriguez Simon Bolivar hükümeti eğitim bakanı (yıl 1826)







































"Bizim amacımız düşünmeyi öğretmektir. 
Belletmek, eğitmek değildir. Belletirseniz bilen kişiler yaratırsınız, 
düşündürürseniz yapan kişiler… 
Anlaşılmamış şeyleri ezberden okutmak papağan yaratmak demektir. 
Hiçbir suretle hiçbir çocuğa ‘neden’ diye sormadan herhangi bir şey yapmasını buyurmayın. 
Çocuğa meraklı olup soru sormayı öğretin ki aldığı buyrukların nedenini sora sora, mantık ve akıla boyun eğmeyi öğrensin, 
sığ kimseler ve aptal kişiler gibi geleneklere boyun eğmeyi değil. 
Bilgisiz insanı herkes aldatabilir. 
Yok-yoksul olanı herkes satın alabilir."

Simon Rodriguez
Simon Bolivar hükümeti eğitim bakanı (yıl 1826)

2 Ağustos 2015 Pazar












(..)
Dünyanın cesur ulusları yoktu, cesur insanları vardı.
Onlar, aşkın ve hayatın havarileri, büyük serüvencilerdi.
Onlar, bu ihtiyar cadının maskesini parçalamak ve
yeryüzü denilen cenneti bize sunmak istediler. Bütün
ömürleri bu kavgayla geçti. Ne adları vardı onların, ne
ulusları, ne dinleri ne de anıtları.
Ama biz onlar için ölüm fermanları hazırlayıp görkemli mangalar kurduk.
Savaşlar açtık peşpeşe. Kentleri ele geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık.
Nerde görülseler kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza tükürürken,
bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..


Derler ki, son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ...

Ahmet Telli / Soluk Soluğa

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Nevzat Çelik / MERAK






























siz şimdi bana bir kucakgökyüzü getirebilir misiniz demir örgülerle parçalanmamış
suda serin suda pırıl pırıl akan bir yaprak
bana çiçek kokusu bana deniz bana toprak
boyunca mayısa batmış bir ağaç büyütebilir misiniz bana
verebilir misiniz muştusunu silahları susmuş bir dünyanın
aç doydu güneşe sarındı çıplak-diyebilir misiniz
söyleyin bana
okuyabilir misiniz kurtuluş haberlerini şiir tadında
-güney afrika'da
kara öfke
kara bir kartal
gibi kondu
karanlığın gözüne
alaydınlık bir sabah doğdu
zencilerin yüzüne-
mesela

gencecik ölüp gitmek birşey değil
şu kahrolası merak olmasa

Nevzat Çelik  /  MERAK


https://youtu.be/VQYKiNIou58

Ahmet Telli / Kalbim katlanma bu dünyaya


























" anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda 
yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman 
şeytanımı koluma takıp gitmeliyim 
yeni bir cehennem kurmalıyım kendime 
hep kendini yineliyorken sesler kokular 
gittikçe birbirine benziyorken dünle bugun 
ölümsüz olmak kadar ürkünç birşey 
bu dünyaya alışmak duygusu 

sonsuza kadar sonsuzluğa asılı kalmak 
tanrılara ödül insanoğluna cezaysa 
kalbim bağışlanmayacak birşey yap 
katlanma kendine ve bu dünyaya 

kalbim ödünç say sana ayrılan ne varsa 
geri vermiştin dinini 
dilini de unut artık 
aztektin yahut kürt, hüznünse kızılderili 
geri ver ne kalmışsa sende, umutların dahil 
hiçlik, o sezdiren keder 
buydu senin payın 
duyumsa sülfürün yarışını 
seni vur ,seni bekleme, seni tarihsiz kıl 
bir kartala parçalat seni kayalara zincirleyerek 
kurbanla kurban eden bilinmiyor tarihe bakarsan 
bir efsaneydi yaşamak, sende bilmiyorsun bunu 
medyomdu kimya bir senfoninin diliydi belki 
yeni cehennemler kurmuştuk bilinebilir şeylerden 
sözünü tut artık, seni tarihsiz kıl 
ve katlanma bu dünyaya ey kalbim "

Ahmet Telli

https://youtu.be/lwQmDcfR-VI