29 Haziran 2014 Pazar
FİKİR VE KÜFÜR
Biz demişiz ki: Bu memleketin istiklali her şeyden üstündür. Milletin oluk gibi kan akıtarak kazandığı bu istiklali, siyasi oyunlara alet edip, elden kaçırmayalım. Sömürücü devletlerin elinde oyuncak olmayalım
Cevap vermişler: Hain, satılmış, Bolşevik ajanı !
...
Biz demişiz ki: Halkın selametini temin ile vazifelendirilmiş olanların siyaset oyunlarına katılmağa, halka zulmetmeğe, onu dövmeğe ve halkın sırtına binmeğe, onu tabutluklarla kapatmağa hakları yoktur. Bunun önüne geçilsin.
Cevap vermişler: Bozguncu, devlet düşmanı, anarşist.
...
Biz demişiz ki: Yıllardan beri arkası gelmeyen dalavereler, arsa oyunları, memleket dışına para kaçırma rezaletleri, esrarı çözülmeyen cinayetler, millet mali soygunculukları alıp yürümüştür.
Öte yanda, millet karasabanın arkasında donsuz didiniyor. Bu gidişatın sonu hayra çıkmaz.
Cevap vermişler: Mufsid, tezvirci, komünist !
...
Biz bir fikir ortaya atmışız onlar bize cevap yerine, küfür savurmuşlar. Bu tür bir mücadelenin zevkli olmadığı meydanda... Lakin, yüreğimizi ferahlatan cihet şu ki, halk, o iyiyi kötüden, doğruyu eğriden ayırmakta hiç şaşmayan varlık, hep bizim tarafımızı tutuyor. Var olsun...
....
Sabahattin Ali "Markopaşa Yazıları ve Ötekiler"
24 Haziran 2014 Salı
Anne
Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı
Kuş olsa çiçek olsa gündüz olsa
Kırılmaz mı acıdan bir sap menekşenin boynu
Kuş olsa çiçek olsa gündüz olsa
Kırılmaz mı acıdan bir sap menekşenin boynu
Bu kez dağlar doğursun beni anne
Sen de ılık bir yağmur ol
Durmadan yağ kanayan yerlerime
Sen de ılık bir yağmur ol
Durmadan yağ kanayan yerlerime
Haydar Ergülen
16 Haziran 2014 Pazartesi
İlkay Akkaya - Ne Fayda
Yaram derin,
Yaram eski.
Yaram yiğit yarası
Kurt gecesi Gözlerine kurbanım senin
Sevdalım Anla beni..! …
....
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Yaram eski.
Yaram yiğit yarası
Kurt gecesi Gözlerine kurbanım senin
Sevdalım Anla beni..! …
....
Hasan Hüseyin Korkmazgil
14 Mayıs 2014 Çarşamba

İNSAN MI BUNLAR?
Çocukları seviyorlar da yarını sevmiyorlar
kömürü seviyorlar da sökeni sevmiyorlar
fabrikayı seviyorlar da grevi sevmiyorlar
portakalı elmayı muzu viskiyi
ipekliyi seviyorlar da işçiyi sevmiyorlar
bu gemiyi bu denizde baban mı kaydırıyor
bu treni bu dağlardan anan mı aşırtıyor
kim ekiyor bu pamuğu kim büküp kim dokuyor
buğdayı kim tütünü kim patatesi kim
kaynanan mı tarıyor bu denizi saç gibi
kayaları baldır gibi metresin mi açıyor
oynaşın mı ışıtıyor bu karanlık geceleri
düşündükçe domur domur çoğalıyorum
cephanelik oluyorum bunları düşündükçe
ben bunlara insan diyemiyorum...
(1956, Gürün)
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
11 Mayıs 2014 Pazar
Annenizi ve kendinizi koruyun…
Annenizi ve kendinizi koruyun…
Annenizi ve kendinizi sistemin günahlarından koruyun…
Tüketmeye, daha fazla kar elde etmeye, büyümeye, sürekli yeni modeller üretmeye, aşırı rekabete, başkalarının sırtına basarak yükselmeye, doğal kaynakların sömürülmesine, kan ve göz yaşına, sürekli öteki yaratmaya, çatışmalara, savaşlara gebe, vicdansız bir hayatın içinde yaşıyoruz. Tüm bu ahlaksız yapının tamamına sistem diyoruz ve her sistem eleştirisi yaptığımızda aslında bu olgularla mücadeleyi dile getiriyoruz.
Seçeceğimiz yollar kısıtlı; bu sistemin bir parçası ve çarkı olarak eklemlenebilir ve sorunların farkında olarak ama ses çıkarmayarak yolumuza devam edebiliriz, sistemin sorunlarına isyan edip değiştirmek için riske girebilir, tüm bu çarkın paydaşlarıyla adil olmayan ve eşit şartlarda yürütülmeyen kavgaya tutuşup bu uğurda gerekirse ölmeyi ve zaten kesinlikle yalnızlık ve acıları göze alabiliriz, ya da bu sisteme olabildiğince bulaşmadan kendimize yeni dünyalar yaratıp bu yeni dünyaların sınırlarını
genişleterek eski dünya sınırlarını içe doğru baskılayabiliriz.
Bu son söylediğim seçenekte kendi küçük dünyamızda ve sınırlı çevremizde başka yaşam biçimlerini hayata geçirerek işe başlayabiliriz. Böylece genel toplumun “kaos olur” korkusu ve refleksiyle olası saldırılarından da korunmuş oluruz.
Nedir bu yeni yaşam biçimleri?
O kadar çok örnek var ki…
Bunları birlikte tartışalım ve alternatifleri gözden geçirelim ama mesela bu hafta Pazar günü için annenize eski dünyanın günahkar markalarının yer aldığı alışveriş merkezlerinden hediye almak yerine ona sevginizi sunsanız, kendi el yapımı ya da başkalarının el emeğiyle yaptığı bir eşyayı ona hediye etseniz, birlikte doğada vakit geçirseniz, büyükşehirlerde yaşıyorsanız apartmana hapsedilmiş hayatından onu uzaklaştırıp kendisini özel ve güvende hissetmesini sağlasanız. Köyünde yaşama şansı varsa koşullarını gerçek anlamda gözden geçirip toprağıyla buluştursanız…
Sıcak ve muhtemelen nasırlı ellerini sıkıca tutup avuç içini yüzünüze dayasanız ve korkma anne, yavrunu senden almalarına izin vermeyeceğim, bu kirli sistemin kötülüklerinde kaybolmayacağım diyebilseniz.
Diyebilsek…
Deniz KARTAL (kartaldeniz@yahoo.com)
Dünyalılar
Anneler günü

yeşildir artık yüreğinde kara bulut
bugün anneler günü annem beni unut
evde acılar koynuna yangelip yatmış
inadına giyin sen de mayısa batmış
yürü sokakta çocukların düşü aksın
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın
diline genç anılarından bir türkü seç
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
ıslanırsa anıların güneşte kurut
senin günün bugün unutma beni unut
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur
durma eteğinden beni bir daha savur
annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk
gözünde gözümde gözlerinde bin umut
.
nevzat çelik - anneler günü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


