24 Haziran 2014 Salı

Anne


Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı
Kuş olsa çiçek olsa gündüz olsa
Kırılmaz mı acıdan bir sap menekşenin boynu
Bu kez dağlar doğursun beni anne
Sen de ılık bir yağmur ol
Durmadan yağ kanayan yerlerime
Haydar Ergülen

16 Haziran 2014 Pazartesi

İlkay Akkaya - Ne Fayda

Yaram derin, 
Yaram eski. 
Yaram yiğit yarası 
Kurt gecesi Gözlerine kurbanım senin 
Sevdalım Anla beni..! … 
....
Hasan Hüseyin Korkmazgil

15 Haziran 2014 Pazar


"Aysız akşamlara doğru
günboyu, öyle
susarsınız.”


Oruç Aruoba





14 Mayıs 2014 Çarşamba


İNSAN MI BUNLAR?
Çocukları seviyorlar da yarını sevmiyorlar
kömürü seviyorlar da sökeni sevmiyorlar
fabrikayı seviyorlar da grevi sevmiyorlar
portakalı elmayı muzu viskiyi 
ipekliyi seviyorlar da işçiyi sevmiyorlar
bu gemiyi bu denizde baban mı kaydırıyor
bu treni bu dağlardan anan mı aşırtıyor
kim ekiyor bu pamuğu kim büküp kim dokuyor
buğdayı kim tütünü kim patatesi kim
kaynanan mı tarıyor bu denizi saç gibi
kayaları baldır gibi metresin mi açıyor
oynaşın mı ışıtıyor bu karanlık geceleri
düşündükçe domur domur çoğalıyorum
cephanelik oluyorum bunları düşündükçe
ben bunlara insan diyemiyorum...


(1956, Gürün)
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

11 Mayıs 2014 Pazar

Annenizi ve kendinizi koruyun…
















Annenizi ve kendinizi koruyun…
Annenizi ve kendinizi sistemin günahlarından koruyun…

Tüketmeye, daha fazla kar elde etmeye, büyümeye, sürekli yeni modeller üretmeye, aşırı rekabete, başkalarının sırtına basarak yükselmeye, doğal kaynakların sömürülmesine, kan ve göz yaşına, sürekli öteki yaratmaya, çatışmalara, savaşlara gebe, vicdansız bir hayatın içinde yaşıyoruz. Tüm bu ahlaksız yapının tamamına sistem diyoruz ve her sistem eleştirisi yaptığımızda aslında bu olgularla mücadeleyi dile getiriyoruz.

Seçeceğimiz yollar kısıtlı; bu sistemin bir parçası ve çarkı olarak eklemlenebilir ve sorunların farkında olarak ama ses çıkarmayarak yolumuza devam edebiliriz, sistemin sorunlarına isyan edip değiştirmek için riske girebilir, tüm bu çarkın paydaşlarıyla adil olmayan ve eşit şartlarda yürütülmeyen kavgaya tutuşup bu uğurda gerekirse ölmeyi ve zaten kesinlikle yalnızlık ve acıları göze alabiliriz, ya da bu sisteme olabildiğince bulaşmadan kendimize yeni dünyalar yaratıp bu yeni dünyaların sınırlarını 


genişleterek eski dünya sınırlarını içe doğru baskılayabiliriz.

Bu son söylediğim seçenekte kendi küçük dünyamızda ve sınırlı çevremizde başka yaşam biçimlerini hayata geçirerek işe başlayabiliriz. Böylece genel toplumun “kaos olur” korkusu ve refleksiyle olası saldırılarından da korunmuş oluruz.

Nedir bu yeni yaşam biçimleri?

O kadar çok örnek var ki…

Bunları birlikte tartışalım ve alternatifleri gözden geçirelim ama mesela bu hafta Pazar günü için annenize eski dünyanın günahkar markalarının yer aldığı alışveriş merkezlerinden hediye almak yerine ona sevginizi sunsanız, kendi el yapımı ya da başkalarının el emeğiyle yaptığı bir eşyayı ona hediye etseniz, birlikte doğada vakit geçirseniz, büyükşehirlerde yaşıyorsanız apartmana hapsedilmiş hayatından onu uzaklaştırıp kendisini özel ve güvende hissetmesini sağlasanız. Köyünde yaşama şansı varsa koşullarını gerçek anlamda gözden geçirip toprağıyla buluştursanız…

Sıcak ve muhtemelen nasırlı ellerini sıkıca tutup avuç içini yüzünüze dayasanız ve korkma anne, yavrunu senden almalarına izin vermeyeceğim, bu kirli sistemin kötülüklerinde kaybolmayacağım diyebilseniz.

Diyebilsek…

Deniz KARTAL (kartaldeniz@yahoo.com)

Dünyalılar

Anneler günü

Fotoğraf: anneler günü
yeşildir artık yüreğinde kara bulut
bugün anneler günü annem beni unut

evde acılar koynuna yangelip yatmış
inadına giyin sen de mayısa batmış
yürü sokakta çocukların düşü aksın
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın

diline genç anılarından bir türkü seç
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
ıslanırsa anıların güneşte kurut
senin günün bugün unutma beni unut
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur
durma eteğinden beni bir daha savur

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk
gözünde gözümde gözlerinde bin umut
.
nevzat çelik - anneler günü

yeşildir artık yüreğinde kara bulut
bugün anneler günü annem beni unut

evde acılar koynuna yangelip yatmış
inadına giyin sen de mayısa batmış
yürü sokakta çocukların düşü aksın
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın

diline genç anılarından bir türkü seç
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
ıslanırsa anıların güneşte kurut
senin günün bugün unutma beni unut
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur
durma eteğinden beni bir daha savur

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk
gözünde gözümde gözlerinde bin umut
.
nevzat çelik - anneler günü

6 Mayıs 2014 Salı

Salih soydemir bir Anka kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.

Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.

'Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üst üste
Bir Anka kuşu gibi anne
Kendimi külümden yarattım."

Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.

Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.

"Promethus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu
Tanrılardan ateş çaldım
Yüzyıllarca tutuştum, üst üste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım."

Söz: Yusuf Hayaloğlu